Ümit Dikbayır CHP’ye Katıldı: “Baba Evine Hoş Geldin” – Siyasetin Yeni Yönü
Türk siyasetinde son yıllarda ideolojik sınırlar yavaş yavaş silikleşiyor. Artık partiler, keskin kimlikler üzerinden değil; kurumsal kapasite, yönetim becerisi ve kamu güveni üzerinden tanımlanıyor.
Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır’ın Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) katılması da bu dönüşümün dikkat çekici bir göstergesi oldu.
Bir rozet değişimi gibi görünse de, aslında bu adım Türk siyasetinin yeni denge dönemine dair güçlü bir mesaj içeriyor:
Siyaset, artık “taraf” olmaktan çok “yöntem” olmayı tartışıyor.
🔹 Bağımsızlıktan Kurumsallığa
Ümit Dikbayır, İYİ Parti’nin kuruluş sürecinde öne çıkan isimlerden biriydi. Partide özellikle mali disiplin, şeffaflık ve hesap verilebilirlik konularında aktif rol oynadı.
Ancak içsel çekişmeler ve yönetim anlayışına dair fikir ayrılıkları onu bağımsız bir çizgiye yöneltti.
Bağımsız milletvekilliği Türkiye’de romantik bir duruş gibi görünür; fakat siyaset, romantizmi değil, örgütlü gücü ödüllendirir.
Dikbayır da bunu fark eden bir aktör gibi davrandı.
Bağımsız kalmak, onu özgür kıldı ama etkisizleştirdi.
Şimdi o yalnızlığı, kurumsal bir zeminde sonlandırdı — üstelik Türkiye siyasetinin en köklü partisinde.
🔹 Neden CHP?
Bu sorunun cevabı yalnızca kişisel tercihte değil, zamanın ruhunda gizli.
CHP, Özgür Özel’in liderliğinde ideolojik sınırlarını genişleterek, “baba evi” kavramıyla merkez siyaseti yeniden tanımlıyor.
Bu yaklaşım, milliyetçi kökenli ama demokratik değerlere duyarlı isimlere bir alan açıyor.
Ümit Dikbayır, tam da bu profilin somut örneği.
İş dünyasından gelmesi, mali disipline olan hassasiyeti, kurumsal yönetim anlayışına yatkınlığı onu CHP’nin yeni dönemdeki rasyonel merkez stratejisi ile örtüştürüyor.
Özel’in “Baba evine hoş geldin” sözü, bu nedenle duygusal değil, stratejiktir.
Bu rozet takma töreni, CHP’nin “sadece solun değil, aklın ve denge arayışının da adresi olma” iddiasını güçlendiriyor.
🔹 Sakarya’dan Gelen Sessiz Mesaj
Sakarya, yıllardır milliyetçi ve muhafazakâr çizginin güçlü olduğu bir kent.
Ancak toplumsal eğilimler burada da değişiyor.
Seçmen artık kimliklerden çok yönetim kalitesine bakıyor.
Ekonomi, üretim, işsizlik ve yerel kalkınma gibi somut meselelerde çözüm sunan isimler öne çıkıyor.
Dikbayır’ın CHP’ye geçişi, bu değişen sosyolojik zemin açısından da anlamlı.
Bu adım, Sakarya seçmeninin “tek renkli” olmadığını, aksine rasyonel tercihler yapabildiğini gösteriyor.
Belki de bu gelişme, Sakarya’nın ulusal siyasette farklı bir temsil biçimi aradığının sessiz göstergesi.
🔹 Risk mi, Dönüşüm mü?
Elbette bu geçişin eleştirisiz kalması mümkün değil.
Bazıları bu kararı “ideolojik sapma” olarak görebilir.
Ancak siyaset bilimi bize şunu öğretir:
Sabit kimlik siyaseti, değişen toplumsal dinamikler karşısında uzun ömürlü değildir.
Kitleler artık ideolojiye değil, yönetime ve güvene oy veriyor.
Dikbayır’ın bu hamlesi, kişisel çıkar değil, işlevsel bir dönüşüm tercihi olarak okunmalı.
CHP de bu hamleyi doğru yönetebilirse, parti içi çeşitliliği bir güç unsuru haline getirebilir.
🔹 Akıl Çağı Siyaseti
Ümit Dikbayır’ın CHP’ye katılımı, bir dönüm noktasıdır.
Milliyetçi kökenden gelen bir ismin, sosyal demokrat bir partide kendine yer bulabilmesi; Türkiye siyasetinin artık yönetim kalitesi ve kurumsal akıl etrafında yeniden şekillendiğini gösteriyor.
Bu adım, sadece bir milletvekilinin tercih değişikliği değil; siyasetimizin hangi değerlere yöneldiğinin de işaretidir.
Türkiye’de yeni bir dönem başlıyor —
İdeolojik kalıpların değil, aklın, denge arayışının ve kurumsal siyasetin dönemi.
Ümit Dikbayır, bu yeni dönemin ilk adımlarından birini attı.
Belki de yıllar sonra bu rozet, yalnızca bir parti simgesi değil;
Türkiye’nin değişen siyaset anlayışının ilk sembollerinden biri olarak anılacak.
📍 Hüseyin Güner
🕊️ “Siyaset, değişen zamanın aklını okuyabilenlerin elinde şekillenir.”



Yorum gönder