Ceket Değil, Umut Eskidi

Bir zamanlar ceket, yalnızca bir giysi değildi. İtibardı. Adam yerine konulmanın sessiz ilanıydı. Babanın dışarıya çıktığında sırtına geçirdiği tek zırhtı. O ceketi satmak, “Ben küçülürüm ama sen büyü” demekti. Gururdan eksilirdi ama evladın geleceğine eklenirdi.

Bugün mesele ceket değil. Çünkü artık satılan bir ceket yok; ipotek edilen bir gelecek var.

Eskiden genel müdürün çocuğu da, patronun; fabrika işçisinin çocuğu da aynı ilkokulda okurdu. Aynı sırada oturur, aynı öğretmene bakar, aynı bahçede koşardı. Yoksulluk vardı ama umut ortaktı. Sınıf farkları büyüktü belki ama kaderler henüz bu kadar ayrışmamıştı.

Bugün ise imkân var gibi görünüyor ama gelecek hissi yok. Her şey ulaşılabilir; okul, kurs, tablet, özel ders… Ama bunların hepsi borçla çevrili. Umut artık bir hedef değil, taksitli bir beklenti.

Eskiden baba kendini feda ederdi. Sessizce. Adı konmadan. Kimseye borçlu hissettirmeden. Bugün baba kendini borçlandırıyor. Üstelik bunu yüksek sesle yapıyor: “Senin için yaptım.”

Feda etmekle borçlanmak aynı şey değil.

Feda etmek, çocuğa güç verir. Borçlandırmak, çocuğun omzuna görünmez bir yük bindirir.

Bugün “Sana bir ev parası harcadım”, “Seni özel okulda okuttum”, “Benim gençliğim yok oldu” diyen babalar var. İyi niyetli cümleler bunlar. Ama çocuğun zihninde yankısı başka oluyor. Bu sözler başarı üretmiyor; derin bir suçluluk duygusu bırakıyor.

Eskiden çocuk okurdu, baba gurur duyardı. Bugün çocuk okuyor ama baba hesap yapıyor.

Çocuk artık diploma alırken bile özgür hissetmiyor. Çünkü o diploma bir başarı belgesi değil, bir borç senedi gibi duruyor karşısında. “Başaramazsam ne olur?” sorusu, “Ne olmak istiyorum?” sorusunun önüne geçiyor.

Bugünün çocukları, ailelerini daha fazla yormadıkları gün rahat uyuyor. Notları iyi olduğu için değil; taksitler gecikmediği için…

Asıl sorun burada.

Sorun ceket değil. Sorun, eğitimin umut üretmemesi. Sorun, emeğin karşılığının belirsizleşmesi. Sorun, bir babanın çocuğu için fedakârlık yaparken artık onu özgürleştirememesi.

Çünkü sistem değişti.

Eskiden fedakârlık yukarı doğru bir hareketti: Çocuk babadan daha ileri gitsin diye. Bugün borç aşağı doğru bir zincir: Çocuk, babanın yükünü taşımaya başlıyor.

Bir toplum, çocuklarını borçluluk duygusuyla büyütüyorsa; o toplumda başarı cesaret değil, korku üretir. Hata yapma hakkı yoktur. Deneme lüksü yoktur. Çünkü arkasında onu tutacak bir zemin değil, hesabını soracak bir geçmiş vardır.

Bu yüzden gençler yorgun. Bu yüzden umut sessiz. Bu yüzden kimse ceketi konuşmuyor artık.

Çünkü ceket satılmıyor. Gelecek satılıyor.

Ve en acısı şu: Satılan şeyin değeri, alındıktan sonra anlaşılıyor.

Yorum gönder