Sakarya’da Ulaşım ve Vizyon Tartışması: Dr. Cihan Kolip’in Çıkışı Ne Anlatıyor?
Sakarya’nın son dönemdeki tartışmalarına damga vuran çıkışlardan biri de Dr. Cihan Kolip’in şehir üzerine yaptığı kapsamlı değerlendirme oldu. “Bu şehir algıdan fazlasını hak ediyor” cümlesiyle çerçevesini çizdiği yaklaşım, aslında uzun süredir dile getirilmeyen bir rahatsızlığın da tercümesi niteliğinde.
Kolip’in yazısının en güçlü yanı, eleştirilerini yalnızca söylem düzeyinde bırakmayıp somut başlıklar üzerinden tartışmaya açması. Sakarya raylı sistem meselesi bunların başında geliyor. 1950’lerden bu yana sanayi altyapısında raylı sistem üretim geçmişi olan bir şehirde, bugün hâlâ şehir içi ulaşımda bu imkânın kullanılmıyor olması elbette Sakarya ulaşım sorunu açısından sorgulanmayı hak ediyor. Bu noktada Kolip’in “vizyon eksikliği” vurgusu, sert ama yabana atılabilecek bir tespit değil.
Ancak yazının asıl dikkat çeken bölümü, “algı yönetimi” eleştirisi. Sakarya bisiklet yolları örneği üzerinden yapılan bu değerlendirme, Türkiye genelinde de sıkça tartışılan bir soruna işaret ediyor: Görünür olanla işlevsel olan arasındaki fark. Sakarya’nın “bisiklet dostu şehir” imajı ile sahadaki uygulamalar arasındaki uyumsuzluk, Kolip’e göre bir marka sorunu değil, doğrudan bir Sakarya şehir planlaması problemidir.
Burada durup şu soruyu sormak gerekiyor: Eleştiriler haklı olabilir, peki çözüm ne kadar uygulanabilir?
Kolip’in önerdiği Sakarya kuzey güney hattı odaklı raylı sistem projesi, teknik ve teorik olarak anlamlı bir çerçeve sunuyor. Şehrin gelişim yönü, kamu yatırımlarının konumu ve trafik yoğunluğu dikkate alındığında bu hattın önceliklendirilmesi gerektiği fikri oldukça rasyonel. Ancak işin finansman, etaplama ve merkezi yönetimle koordinasyon boyutu da en az fikir kadar önemli. Türkiye’de büyük ölçekli ulaşım projeleri yalnızca yerel değil, çok katmanlı bir yönetim süreci gerektirir. Bu da raylı sistem projeleri Türkiye genelinde neden yavaş ilerlediğini açıklayan temel unsurlardan biridir.
Öte yandan Kolip’in mevcut projelere yönelik eleştirileri de dikkat çekici. Özellikle Sakarya metrobüs tartışması üzerinden yaptığı değerlendirmede, bazı projelerin trafik yükünü azaltmak yerine artırabileceğini savunuyor. Bu noktada Sakarya trafik çözümü için daha bütüncül ve veri odaklı yaklaşımlara ihtiyaç olduğu açıkça görülüyor.
Yine de yazının en değerli tarafı, Sakarya’da uzun süredir eksik olan bir şeyi hatırlatması: Stratejik düşünme ihtiyacı. Günü kurtaran çözümlerle büyüyen şehirler, bir noktadan sonra kendi yükünü taşıyamaz hale gelir. Bu durum yalnızca Sakarya’ya özgü değil; genel anlamda Türkiye şehir planlama sorunları içinde değerlendirilebilecek yapısal bir meseledir.
Dolayısıyla Dr. Cihan Kolip’in yazısı, yalnızca bir eleştiri metni değil; aynı zamanda bir tartışma davetidir. Katılırsınız ya da katılmazsınız, ancak görmezden gelmek artık mümkün değil.
Çünkü mesele basit:
Sakarya gerçekten büyümek istiyorsa, konuşmak zorunda.



Yorum gönder