Açlık Sınırı Asgari Ücreti Geçtiyse, Sorun Rakam Değil Hayattır

Ekonomi çoğu zaman tablolarla, grafiklerle ve yüzdelik oranlarla anlatılır. Oysa gerçek tablo, market kasasında, kira ödeme gününde ve ay sonunu getirme telaşında ortaya çıkar. TÜRK-İŞ’in Ocak 2026 verileri, tam da bu gerçeği yüzümüze çarpan nitelikte.

Bugün Türkiye’de dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenebilmesi için gereken aylık tutar 31.224 TL. Aynı dönemde 1 Ocak 2026 itibarıyla net asgari ücret 28.075 TL. Yani çalışan bir bireyin maaşı, ailesini geçindirmeyi bir kenara bırakalım, daha sofraya oturmadan açlık sınırının altında kalıyor.

Bu tabloyu sadece “ekonomik bir veri” olarak okumak büyük bir hata olur. Çünkü burada mesele rakamların yüksekliği değil; ücretlerin hayatın gerisinde kalmasıdır. Açlık sınırının asgari ücreti aşması, artık istisnai bir durum değil, yapısal bir sorunun göstergesidir. Çalışan yoksulluğu, soyut bir kavram olmaktan çıkmış; günlük yaşamın acı bir gerçeğine dönüşmüştür.

Daha çarpıcı olan ise yoksulluk sınırı… Dört kişilik bir hanenin barınma, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gereken toplam gelir 101.706 TL. Bu rakam, geniş toplum kesimleri için ulaşılması zor bir hayalden ibaret. Gelir ile gider arasındaki makas her geçen ay biraz daha açılırken, hanelerin yükü de ağırlaşıyor.

Bu noktada sorulması gereken soru şudur: Bir ülkede çalışanlar, tam zamanlı bir işte çalışmasına rağmen temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa, bu durum nasıl sürdürülebilir?

Gelirler hayat pahalılığı karşısında erirken, tasarruf kavramı da giderek anlamını yitiriyor. İnsanlar artık geleceği değil, bir sonraki ayı planlıyor. Tüketim tercihlerindeki zorunlu daralma, yalnızca bireysel yaşamı değil; ekonomik canlılığı ve sosyal dengeyi de tehdit ediyor.

Ekonomik istikrar yalnızca enflasyon rakamlarını kontrol altında tutmakla sağlanmaz. Alım gücü, adil gelir dağılımı ve insanca yaşam koşulları, en az makro göstergeler kadar belirleyicidir. Ücret politikaları, geçim şartlarından kopuk biçimde belirlendiğinde, ortaya çıkan tablo bugünkünden farklı olmaz.

Sonuç olarak açlık sınırı 31.224 TL, asgari ücret 28.075 TL, yoksulluk sınırı 101.706 TL. Bu rakamlar, yalnızca birer istatistik değil; milyonlarca insanın hayatının özeti niteliğinde. Ekonomi, rakamlarla büyüyebilir; ancak toplum, ancak adil bir geçim düzeniyle ayakta kalabilir.

Günün Sözü

Ekonomi kağıt üzerinde büyüyebilir; sofrada küçülüyorsa, mesele çözülmemiştir.”

Yorum gönder