Bir Organik Çiftliğin Sessiz Çığlığı: Kuzey Ormanları’nda Yok Oluşun Ayak Sesleri

Kimi zaman büyük yıkımlar, devasa patlamalarla değil; sessiz adımlarla gelir. Bir sabah uyanırsınız, çocukluğunuzun ağaçları yok olmuştur. Kuşların sesi kesilmiş, rüzgârın uğultusu beton duvarlara çarparak boğulmuştur. Toprağa dokunduğunuzda artık o tanıdık serinlik yoktur. Ve işte o zaman anlarsınız: Bir şey geri gelmemek üzere elinizden kaymıştır.

Kuzey Ormanları’nın Sakarya’daki eteklerinde yaşanan tam olarak budur.

Kılıçkaya Dağı’nın, Sabırlar ve Poydalar köylerinin, tarımın bin yıllık hafızasını taşıyan bereketli toprakların karşısına bugün devasa bir sanayi projesi dikiliyor: Geyve Gıda İhtisas OSB.

Adına “gıda” denmesi sizi yanıltmasın; bu proje gıdayı üretmekten çok, gıdanın doğduğu toprağı yok etmeye aday.

Nitekim Söz Sakarya Gazetesi’nde Sezai Matur’un 24 Kasım tarihli yazısında aktardığı üzere, bölge halkı bu projenin yaratacağı tahribatı en başından beri anlatıyor, seslerini duyurmak için çabalıyor.

Yok Oluşun Tarifesi

Bu toprakları bilen herkes aynı şeyi söylüyor:

  • “Tarım alanlarımız geri dönülmez biçimde zarar görecek.”
  • “Yeraltı suyunu çekecekler, kuyular kuruyacak.”
  • “Atıklarla havamız, toprağımız, suyumuz kirletilecek.”
  • “Gece gündüz çalışan tesislerin gürültüsü köy düzenini bitirecek.”

Ve en önemlisi:
Doğanın sessiz sakin döngüsü, ağır sanayinin acımasız temposu ile yer değiştirecek.

Bir kuşun konacak dal bulamadığı, bir arının çiçek bulamadığı, bir çocuğun temiz hava soluyamadığı yer artık köy değildir; betonun hükümranlığına teslim olmuş bir “boşluk”tur.

Asıl Mesele Geçim Değil, Gelecek

Bu halk fabrika düşmanı değil.
Bu halk iş karşıtı değil.

Bu halk sadece şunu söylüyor:
“Geçim için geleceğimizi feda etmeyelim.”

Çünkü tarım arazisi yok olursa, onu geri getirecek hiçbir makine, hiçbir teknoloji yok.
Yeraltı suyu biterse, hiçbir teşvik programı o suyu geri getiremez.
Toprak zehirlenirse, hiçbir ekonomik büyüme o zehri temizleyemez.

Bir kez ölürse, doğa geri gelmez.

Ataların Mirası, Torunların Hakkı

Bugün Sabırlar’da, Poydalar’da yükselen itiraz sadece bir OSB’ye karşı değil; Türkiye’nin dört bir yanında “kamu yararı” bahanesiyle doğanın yok sayılmasına karşı yükselen büyük bir çığlığın parçası.

Kuzey Ormanları yalnızca ağaç değildir.
Bir su havzasıdır, bir iklim dengesidir, bir tarım güvenliğidir, bir yaşam sigortasıdır.

Bugün bu sigortayı yırtıp atarsak, yarın ödeyeceğimiz bedel gelişme değil, geri dönüşü olmayan bir çöküş olur.

Sorulması Gereken Asıl Soru Şudur:

Bir ülke, kendi çiftçisini yok ederek, topraklarını betonlayarak, su kaynaklarını kurutarak nasıl ayakta kalabilir?

Daha açık sorayım:
Orman yoksa; su yok, su yoksa tarım yok, tarım yoksa gelecek yok.

Bu kadar basit.

Bir Çağrı

Bugün Sabırlar’dan yükselen ses, sadece bir köyün değil tüm Türkiye’nin vicdanına yapılmış bir çağrıdır:

  • “Bizim istediğimiz fabrika değil, temiz hava.”
  • “Bizim istediğimiz beton değil, yeşil tarla.”
  • “Bizim istediğimiz geçim değil, geleceğimiz.”

Atalardan miras alınan toprak, torunlara bırakılacak emanettir.
Ve emanet, rantın değil hayatın tarafında durmayı gerektirir.

Yorum gönder