Yerel Basketbolda Kaybolan Yetenekler: İlişkiler ve Yakınlıklar Parkeleri Nasıl Çürütüyor?

Türkiye’de yerel basketbolun en büyük trajedisi kaybedilen maçlar değil; kaybedilen çocuklardır. Skorlar unutulur, kupalar tozlanır… ama sistemin dışına itilen o çocuklar bir daha geri dönmez.

Salonlara dikkatle bakın. Kenarda oturan, süre bulamayan ama top eline geçtiğinde fark yaratan çocukları görürsünüz. İşte onlar, çoğu zaman yerel basketbol kulüplerinde kişisel ilişkilerin dışında kalan çocuklardır. Çünkü mesele artık sadece basketbol değildir.

Birçok kulüpte görünmeyen bir gerçek vardır: İlişkiler ve yakınlıklar, performansın önüne geçer. Antrenmana en erken gelen, en çok çalışan ve en disiplinli olan çocuk değil; antrenörle yakınlığı olan, yönetimle bağı bulunan veya kulübe katkı sağlayan ailelerin çocukları öne çıkar. Bu düzen, altyapı gelişimini değil, kişisel ilişkileri belirleyici kılar.

Ve en acı gerçek şudur: Gerçek yetenek keşfi yapılmaz; yetenek göz göre göre harcanır.

Çocuklar her şeyi fark eder. Kimin neden oynadığını, kimin neden kenarda kaldığını çok iyi bilirler. Bir süre sonra o yetenekli çocuk kendi kendine sorar:
“Demek ki mesele çalışmak değil…”

İşte kırılma anı budur.

Bu noktadan sonra motivasyon kaybı başlar. Önce antrenmandaki isteği azalır, sonra oyuna olan bağlılığı… ve en sonunda basketbol hayatından tamamen kopar. Böylece belki de geleceğin yıldızı olacak bir çocuk, yerel kulüp sisteminin adaletsizliği yüzünden kaybolur.

Kulüpler çoğu zaman bu tabloyu görmez. Çünkü ortada kazanılmış maçlar, alınmış kupalar ve paylaşılan başarı hikâyeleri vardır. Ama kimse şu soruyu sormaz:
Kaç genç yetenek kaybedildi?

Asıl mesele budur. Altyapının amacı kupa değil, oyuncu yetiştirmektir.

Oysa basketbol basittir: Çalışan gelişir, hak eden oynar.
Ama biz bu gerçeği unuttuk. Ve unuttuğumuz her gün, bir yetenek daha sessizce kayboluyor.

Yorum gönder

Kaçırmış olabilirsiniz