Zafer Partisi’nde Teşkilat Sorunu

Siyasi partiler, programlarıyla; kriz anlarında verdikleri reflekslerle tanınır. Söylem ne kadar güçlü olursa olsun, teşkilat kültürü zayıfsa o yapı uzun vadede ayakta kalamaz. Bugün Zafer Partisi teşkilat sorunu tam olarak bu noktada ortaya çıkmaktadır.

Zafer Partisi, Türk siyaseti içinde iddialı bir dil kurmuş, sert söylemleriyle dikkat çekmiş bir harekettir. Ancak sahaya, teşkilat yapısına ve siyaset ve insan ilişkilerine gelindiğinde aynı netliği ve kararlılığı gösterebildiğini söylemek güçtür.

Teşkilat, emekle değil ihtiyaçla hatırlanıyor

Sakarya Zafer Partisi özelinde yaşananlar, sorunun kişisel değil, yapısal olduğunu ortaya koymaktadır. Parti içi vefa duygusunun zayıfladığı, görev alan isimlerin yalnızca “işlevsel” görüldüğü bir anlayış hâkimdir. Emek veren, sorumluluk üstlenen insanların zor zamanlarında yalnız bırakılması, teşkilat bilincinin ciddi biçimde aşındığını göstermektedir.

Bir siyasi partide teşkilat, yalnızca afiş asan, saha çalışması yapan bir unsur değildir. Teşkilat, aynı zamanda bir dayanışma ağıdır. Bu ağ çöktüğünde geriye yalnızca tabelalar ve sosyal medya siyaseti kalır.

Sosyal medya siyaseti

Zafer Partisi’nin son dönemde en çok düştüğü yanılgılardan biri, siyaseti görünürlük üzerinden okumasıdır. Ziyaretlerin, temasların ve ilişkilerin sosyal medyada paylaşılabilirliği, içeriğin ve samimiyetin önüne geçmiştir.
Oysa siyaset, fotoğraf vermekten ibaret değildir. Kamera önünde yapılan ziyaretler kadar, kamera olmadan yapılması gerekenler de vardır. Asıl belirleyici olan, kamuoyuna yansımayan bu tutumlardır.

Merkez ile teşkilat arasındaki kopukluk derinleşiyor

Bir diğer temel sorun, merkez ve teşkilat ilişkisinin zayıflığıdır. Yerelde yaşanan sorunlara karşı geç ve yüzeysel refleksler verilmesi, teşkilatlarda aidiyet duygusunu her geçen gün biraz daha eritmektedir.

Bu durum yalnızca Sakarya’ya özgü değildir. Türkiye’nin birçok ilinde benzer şikâyetler dile getirilmektedir. Bu da Zafer Partisi’nin büyüme sürecini yönetmekte zorlandığını göstermektedir.

Eleştiriye açık olun

Bu yazı bir siyasi eleştiridir. Eleştiriyi susturarak değil, dinleyerek büyüyen partiler kalıcı olur. Parti içi vefa ve güçlü teşkilat kültürü yok sayıldığında, en sert söylemler bile zamanla karşılıksız kalır.
Çünkü siyaset, en nihayetinde insanla yapılır. İnsanı ihmal eden hiçbir siyasi yapı uzun süre ayakta kalamaz.

Günün Sözü:
“İnsanı yalnız bırakan hiçbir yapı, kalabalıkları arkasında tutamaz.”

Yorum gönder